0 258 502 59 08 bilgi@ahmetsahinhacioglu.com Haftaiçi 08:00 - 18:00

İletişim

Koruyucu Tedaviler

Bugüne kadar hep hastalıklardan ve tedavilerinden bahsettik. Ancak önemli olan diş ve dişeti hastalıklarını ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek değil, daha ortaya çıkmadan önlemektir. Bunun yanısıra dişlerimizin oluşumu ve çene gelişimi esnasında ortaya çıkabilecek bazı bozukluklar tedavisi çok zor ve uzun süren problemlere yol açabilirler. İşte bu noktada bizim için önemli olan, bu problemler ortaya çıkmadan gerekli tedbirleri almak koruyucu önlemleri uygulamaktır. Biz bu uygulamaları koruyucu diş hekimliği olarak adlandırıyoruz. Peki nedir bu koruyucu diş hekimliği uygulamaları biraz da bunlardan bahsedelim.

Koruyucu diş hekimliğinde en önemli dönem dişlerin gelişim ve sürme zamanlarıdır. Çünkü bu dönemde ortaya çıkabilecek bir problemin tedavisi çok zor olabilir. Bu nedenle koruyucu diş hekimliğinin çalışma alanının büyük bölümünü çocuklarda uygulanan tedaviler oluşturur. Süt dişlerinin sürmesi, ağız içinde yerini daimî dişlere bırakıncaya kadar sağlıklı olarak kalması önem taşır. Bu sepeble daha ilk süt dişleri sürdükten itibaren çocuk, dişhekimi ile tanıştırılmalı, hekimin önerileri doğrultusunda ağız bakımı sağlanmalıdır. Parmak emme, tırnak yeme, dudak ısırma gibi alışkanlıklar çocukta mevcut ise ya da ağız solunumu var ise mutlaka diş hekimine başvurmak gerekir. Aksi takdirde dişlerde çapraşıklıklar şekil bozuklukları, çenede darlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Sürecek olan daimi dişlerin sağlıklı sürmesi ve ömür boyu estetik ve sağlıklı olarak kalabilmesi için bu koruyucu yöntemler büyük önem taşımaktadır.

Diş çürükleri ağız sağlığını tehdit eden en büyük problemlerden biridir. Diş kayıplarında en büyük sebep diş çürükleridir. Ayrıca diş çürüdükten sonra dolgu ya da kanal tedavisi gibi tedavi metotları ile tedavisi ülke ekonomisine büyük yük oluşturmaktadır. Günümüzde koruyucu diş hekimliği ile diş çürüklerini en aza indirmek ve hem kendi cebimizi hem de ülke ekonomisini korumak mümkün. Nasıl mı? Flor uygulaması ve fissür sealant uygulamaları ile tatbikî. Şimdi de flor uygulaması ve fissür örtücü nedir diye soracaksınız. 

Flor, dişin en dışında bulunan mine tabakasının kimyasal yapısına katılır. Mine yapısını asitlere karşı daha dirençli hale getirir. Bunun sonucu bakterilerin ürettiği ve çürük oluşumunun asıl sebebi olan asidik artıklar, dişin mine yapısını daha zor tahrip eder. Ayrıca mine ve dentin tabakasının gözeneklerini dolduran flor, soğuk, sıcak, tatlı, ekşi gibi uyaranlara karşı hassasiyet oluşumunu azaltır. Flor, tablet şeklinde çiğnenerek alınabildiği gibi, hekim tarafından klinikte flor jeli veya cilası şeklinde de yapılabilir. Bu kararı, muayene esnasında diş hekiminiz verecektir. Diğer bir koruyucu tedavi yöntemi olan fissür örtücü uygulaması ise azı dişlerinin çiğneme yüzeyinde bulunan, fırça kılı girmeyecek kadar ince girintilerin, özel dolgu maddeleri ile kapatılması işlemidir. Fissür adını verdiğimiz bu girintilerin içine giren artıklar, fissürlerin içinde kalır ve temizlenemez, içinde hızla bakterilerin ürediği bu fissürler azı dişlerindeki çürüklerin en büyük nedenidir. İşte fissür adını verdiğimiz bu girintileri daha çürük oluşturmadan doldurup kapatırsak azı dişlerini koruyabiliriz. 

Bunların yanısıra tükürük akışkanlığı, tükürüğün miktarı, ağız içindeki bakteri sayısı, çeşitli tahlil yöntemleri ile diş hekiminiz tarafından tespit edilebilir ve eğer bu yönlerden ağız sağlığı açısından risk gurubunda iseniz uygun ağız bakım ve tedavi metotları ile bu risk azaltılabilir.

Sadece çocukluk döneminde değil, her yaşta düzenli hekim kontrolleri ve uygun koruyucu tedavi yöntemlerinin uygulanması ile dişlerimizin sağlığı ömür boyu korunabilir. Pahalı ve uzun süren tedaviler yerine daha çocukluk çağından itibaren uygulanacak olan, ucuz ve basit koruyucu tedavilerle sadece dişlerimizin sağlığını değil hem kendi ekonomimizi hem de ülkemizin ekonomisini koruyabiliriz. Günümüzde gelişmiş ülkelerde diş tedavilerinde en büyük oranı korucu tedaviler almaktadır buna bağlı olarak diş çürükleri ve diş kayıpları çok büyük düşüş göstermiştir. Ülkemizde de aynı sonuçlara ulaşmak bizlerin, hepimizin elinde olan bir durumdur.